Umran'dan

 

Umran’m bu sayısında; Batı kaynaklı global uygarlığın, bütün göz kamaştırıcı
bilimsel ve teknik başarılarına rağmen derin bir felsefi boşluk ve ahlaki kriz
yaşıyor olmasından hareketle; müslümanlarm bütün güçsüzlüklerine ve eksikliklerine
rağmen, dünyaya alternatif bir ahlakî-felsefî perspektif ve toplum modeli
sunma potansiyeline sahip olduklarını savunuyoruz.
Bir mantık ve barış çağı olacağı öngörülen 20. yüzyıl, aksine mega-ölümlerin,
totaliter meta-mitlerin ve zorlayıcı ütopyaların asrı oldu. Toplumlar bilim
ve teknoloji sayesinde daha gaddar, daha kan dökücü ve daha zalim uygulamalara
tanık oldular. İnsanlar paranın, maddenin ve tüketimin kölesi; şehvetin,
menfi tutku ve arzuların esiri haline geldiler. İnsanı “homo-economicus”a indirgeyen
Modern uygarlık, onun iç dünyasını alabildiğine boşalttı ve böylece insanlığın
kültürel-manevi felaketinin mimarı oldu.
“... Onların dünya hayatına ilişkin projeleri/sözleri senin hoşuna gider.
“O(nlar) işbaşına geldi(Ier) mi, ekonomik dengeleri ve insan neslinin geleceğini mahvetmeye
uğraşarak küresel bir fesada neden olur(lar)”. (2 Bakara, 204/205)
21. yüzyılda da fiziki üstünlüğünü sürdüreceğe benzeyen Batı uygarlığının,
insanlığa mutluluk getirecek, İnsanî erdemleri önceleyen yeni ve farklı bir ahlaki-
felsefi perspektif sunması beklenebilir mi?
Yazarlarımız Yıldırım Canoğlu ve Abdullah Yıldız, Batılı bilim, siyaset, felsefe
ve din adamlarının görüşlerine dayanarak; hedonist, çıkarcı, tüketim çılgını
ve ahlak yoksunu Batı toplumlarınm insanlığa yeni bir ahlaki ve felsefi vizyon
sunamayacağını; bu görevi, bütün entellektüel ve fiziki sorunlarına rağmen
müslüman dünyanın yerine getirebileceğini; bunun da Kur’an’a müracaatla,
Kur’an’ı çağın ihtiyaçlarına cevap vermek ve sorunlarını çözmek amacıyla yeni
bir gözle okumak suretiyle gerçekleşebileceğini savunuyorlar. Her iki yazarımız
da “mutlu bir topium’un', “vasat üm m et’m temel yapı taşının yeni bir insan tipi;
dengeli (mutedil) mümin kişilikler olduğunu vurguluyorlar. Bu bağlamda
değerli Kuran mütehassısı İsmail Kazdal, Kur’an’m öngördüğü mümin insan
tipinin karakteristik özelliklerini sıralıyor.
Önceki sayılarımızda yer verdiğimiz “Kimlik sorunu” ve “İslamcılık” tartışmalarından
hareketle geleceğe ilişkin perspektifler sunan yazarlarımız Murat
Güzel ve Abbas Pirimoğlu ise; evrensellik iddiasındaki Avrupa-merkezcı kurguya
ve Batılı değerlere meydan okuyan tek medeniyetin İslam olduğu; bir direnç
merkezi olarak önemsenmesi gereken İslamcılığın “ütopyacı” veçhesinin, yeni
bir kimliğin ve farklı bir bilincin inşasında bir hareket noktası olabileceğinin altını
çiziyorlar.
Ümran, yukarıda sözünü ettiğimiz çerçeveyi tamamlayan ve farklı açılımlar
getiren düşünce yazıları, Kuran araştırmaları, çarpıcı belgeleri ve alışık olduğunuz
diğer sayfalarıyla devam ediyor.
Selam ve sevgilerl

 

EDİTÖR                                           Temmuz 2000, Sayı:71, Sayfa:1

Umran’ın bu sayısında; Batı kaynaklı global uygarlığın, bütün göz kamaştırıcı bilimsel ve teknik başarılarına rağmen derin bir felsefi boşluk ve ahlaki kriz yaşıyor olmasından hareketle; müslümanların bütün güçsüzlüklerine ve eksikliklerine rağmen, dünyaya alternatif bir ahlakî-felsefî perspektif ve toplum modeli sunma potansiyeline sahip olduklarını savunuyoruz. Bir mantık ve barış çağı olacağı öngörülen 20. yüzyıl, aksine mega-ölümlerin, totaliter meta-mitlerin ve zorlayıcı ütopyaların asrı oldu. Toplumlar bilim ve teknoloji sayesinde daha gaddar, daha kan dökücü ve daha zalim uygulamalara tanık oldular. İnsanlar paranın, maddenin ve tüketimin kölesi; şehvetin, menfi tutku ve arzuların esiri haline geldiler. İnsanı “homo-economicus”a indirgeyen Modern uygarlık, onun iç dünyasını alabildiğine boşalttı ve böylece insanlığın kültürel-manevi felaketinin mimarı oldu.“... Onların dünya hayatına ilişkin projeleri/sözleri senin hoşuna gider. “O(nlar) işbaşına geldi(ler) mi, ekonomik dengeleri ve insan neslinin geleceğini mahvetmeye uğraşarak küresel bir fesada neden olur(lar)”. (2 Bakara, 204/205) 21. yüzyılda da fiziki üstünlüğünü sürdüreceğe benzeyen Batı uygarlığının, insanlığa mutluluk getirecek, İnsanî erdemleri önceleyen yeni ve farklı bir ahlaki-felsefi perspektif sunması beklenebilir mi? Yazarlarımız Yıldırım Canoğlu ve Abdullah Yıldız, Batılı bilim, siyaset, felsefeve din adamlarının görüşlerine dayanarak; hedonist, çıkarcı, tüketim çılgını ve ahlak yoksunu Batı toplumlarınm insanlığa yeni bir ahlaki ve felsefi vizyon sunamayacağını; bu görevi, bütün entellektüel ve fiziki sorunlarına rağmen müslüman dünyanın yerine getirebileceğini; bunun da Kur’an’a müracaatla, Kur’an’ı çağın ihtiyaçlarına cevap vermek ve sorunlarını çözmek amacıyla yeni bir gözle okumak suretiyle gerçekleşebileceğini savunuyorlar. Her iki yazarımızda “mutlu bir topium’un', “vasat ümmet’in temel yapı taşının yeni bir insan tipi; dengeli (mutedil) mümin kişilikler olduğunu vurguluyorlar. Bu bağlamda değerli Kuran mütehassısı İsmail Kazdal, Kur’an’ın öngördüğü mümin insan tipinin karakteristik özelliklerini sıralıyor. Önceki sayılarımızda yer verdiğimiz “Kimlik sorunu” ve “İslamcılık” tartışmalarından hareketle geleceğe ilişkin perspektifler sunan yazarlarımız Murat Güzel ve Abbas Pirimoğlu ise; evrensellik iddiasındaki Avrupa-merkezcı kurguya ve Batılı değerlere meydan okuyan tek medeniyetin İslam olduğu; bir direnç merkezi olarak önemsenmesi gereken İslamcılığın “ütopyacı” veçhesinin, yeni bir kimliğin ve farklı bir bilincin inşasında bir hareket noktası olabileceğinin altını çiziyorlar.Ümran, yukarıda sözünü ettiğimiz çerçeveyi tamamlayan ve farklı açılımlar getiren düşünce yazıları, Kuran araştırmaları, çarpıcı belgeleri ve alışık olduğunuz diğer sayfalarıyla devam ediyor. Selam ve sevgilerle.

 


  • Sayı: 302
  • Sayı: 301
  • Sayı: 300
  • Sayı: 299
  • Sayı: 298
  • Sayı: 297
  • Sayı: 296
  • Sayı: 295
  • Sayı: 294
  • Sayı: 293
  • Sayı: 292
  • Sayı: 291