Hep Aynı, Hep Aynı Nakarat...

Editör                                                             Haziran 2006, Sayı: 142, Sayfa: 1

Umran’ın Mayıs sayısında ifşâ ettiğimiz üzere, bu ülkede yaklaşık her on yılda bir tekrarlanan “Kısır Döngü”nün -maalesef- bir yenisi daha sahnelenmek istendi Türkiye’de: Önce “mürettep terör” yani birileri tarafından tertiplenmiş, planlanmış ve genellikle de geride bırakılan izlerin rakip kesimi işaret ettiği kanlı eylemler; ardından ortalığı birbirine katan “sanal” irticâ yaygaraları ve sonra da “bürokratik dikta” ya da eski ifadesi ile “ara rejim” hevesleri... Geçen ay tertiplenen Danıştay saldırısı, aynı oyunun/tezgâhın aynı söylem ve aynı nakaratla yine ve yeniden tekrarlanmak istenmesi girişiminden başka bir şey değildi. Bir şarkıda ifade edildiği gibi: “Hep aynı aynı...” Anlaşılan o ki, Türkiye’de ara rejim arayışları henüz bitmiş de değil...

Osmanlının son dönemlerinde cihet-i askeriye/seyfiye içinde örgütlenen Halâskârân-ı Zâbitân’dan bu yana, derin güç odakları/cuntalar, siyasi otoritelerin -padişah, bakan, başbakan vb- ‘uçurumun kenarına getirdikleri memleketi kurtarmak için’ sık sık harekete geçerler. Mevcut iktidarın icraatlarından memnun olmayan siyasi kadrolar başta olmak üzere kalemiye/bürokrasi, ilmiye/üniversite ve basın cenahının da desteğini almakta gecikmeyen “kurtarıcılar”, her seferinde memleketin başına daha büyük badireler açarlar...

O gün bu gündür memleketimiz, nedense, “haricî tehditler”den ziyade hep “dahili tehditler”le karşı karşıya kalır; devletimizin kuyusu hep içimizdeki “hainler” tarafından kazılır. Bu “hainler” bazen “Komünistler” olur, bazen “Kürtler”, bazen de “Turancılar”; ama “gerici”, “yobaz”, “softa”... diye zemmedilen dindar gruplar her dönemde en büyük ve birinci “tehlike”dir!.. Kendilerinden başka herkesi “hain” görme eğilimindeki İttihat-Terakkicilerden tevarüs eden bu hastalıklı/paranoyak zihin yapısı, zamanın şairine “Kim ki Cem’iyet aleyhine bulunsa Mürteci!” dedirten zihin yapısıdır ve el-ân devam etmektedir.

Balkan çetecilerinden devraldıkları “komitacı/cuntacı” geleneği, iktidar mücadelesinde fütursuzca kullanan “kurtarıcı”larımız, siyasete müdahale için, “durumdan vazife çıkarmak”ta maharetli oldukları kadar, vazifeye uygun “durum” hasıl etmekte de hayli mahirdirler.

İşte son olaylar bu kısa tarihsel perspektif ışığında değerlendirilmeli ve çok dikkatli olunmalıdır.

Mayıs sayısında, bu olgunun, ülkeyi tıkayan bir “kısır döngü” olduğunu vurgulayan derginiz Umran, elinizdeki sayıda da artık iyice “kabak tadı” veren bu banal ve çok bildik tezgâhı ifşâ ediyor. Yazarlarımız Yıldırım Canoğlu, Metin Alpaslan, Mustafa Aydın, Dilaver Demirağ, D.Mehmet Doğan ve Abdurrahman Dilipak olayı siyasi, tarihi, sosyolojik açılardan yorumluyorlar. Umran’ın Ek’i de, yeni 28 Şubat heveslerini anlamamıza yardımcı olacak “Postmodern itiraflar ve deşifreler”den oluşuyor.

Umran’ın bu sayısında ayrıca, Abdullah Yıldız’ın ‘Geçmişten Geleceğe Ko(nu)şanlar’ dizisi çerçevesinde Hekimoğlu İsmail (Ömer Okçu) ağabeyle yaptığı Minyeli Abdullah merkezli sohbeti ve Mustafa Aldı’nın edebiyatçı Olcay Yazıcı ile gerçekleştirdiği çocuk edebiyatı konulu söyleşiyi zevkle okuyacağınızı umuyoruz.

Yeni Umran’larda buluşmak duâsıyla...


  • Sayı: 304
  • Sayı: 303
  • Sayı: 302
  • Sayı: 301
  • Sayı: 300
  • Sayı: 299
  • Sayı: 298
  • Sayı: 297
  • Sayı: 296
  • Sayı: 295
  • Sayı: 294
  • Sayı: 293