Tevhîd Toplumu ve Akrep Kıskacı

 

Tevhid dini olan İslâm’a teslim olan Müslümanlar, yüzyıllar boyu kendi aralarındaki
/arfelılıklan zenginlik olarak görmeyi ve ortak idealler etrafında vahdet
içinde olmayı başarmışlardır; tarihte yaşanan kimi iktidar kavgalarına ve
modern dönemlerdeki ulusçu akımlara rağmen, ‘İslâm kardeşliği’ inancını ve
ümmet bilincini her türlü çıkar ilişkilerinin üstünde tutabilmişlerdir. Batı tarihinin
kanlı mezhep, ulus ve sınıf savaşları ile mukayese edildiğinde kıymeti
daha iyi kavranacak olan aktif ümmet şuuru ve potansiyel İslâm Birliği, yakın
tarihte şeytani odakların hep hedef tahtasında olmuştur; şimdi ise Müslümanların
birliği ve varlığı kelimenin tam anlamıyla “akrep feısfeacı”ndadır.
1991’de NATO’nun konsept değişikliğine gitmesiyle başlayan İslam-karşıtı
süreç, 200l ’de gerçekleştirilen 11 Eylül mürettep saldırısı ile doruk noktasına
çıkmış, bu süreç İslâm dünyasına daha çok zulüm, daha fazla kan ve gözyaşı
olarak yansımıştır; Bosna’dan Çeçenistan’a, Keşmir’e ve Filistin’e uzanan coğrafyada
katliamlar olurken Afganistan ve Irak işgal edilmiştir ve hâlâ Müslüman
kanı akmaya devam etmektedir.
Bugün yeni bir tezgâh ve oyunla karşı karşıya Müslümanlar...
ABD politikasına yön veren Siyonist liderlerden Henry Kissinger’in, 11
Eylül sonrası İslâm dünyasına yönelik saldırı politikasında çok önemli bir değişikliğe
işaret eden şu cümlesi, karşı karşıya olduğumuz tehlikeyi apaçık ortaya
koymaktadır: “Şimdiye kadar savaş Müslümanlarla diğerleri arasında
idi; bundan sonra ise savaş, Müslümanlarla Müslümanların savaşı
olacaktır.” Bu yeni şeytani strateji Müslümanlar tarafından çok iyi okunmalı
ve ümmet bilincimizi zedeleyici, kardeşliğimizi parçalayıcı plân ve oyunlara
karşı çok uyanık olunmalıdır. Allah’ın nimeti sayesinde “kardeş” olan müminler
(3/103); hiçbir zaman kavmî ve mezhebi kışkırtmalara, terörize etme
çabalarına, ılımlı İslam ve diyalog tuzaklarına kapılmamalı, Sırât-ı Müstakim’den
şaşmamalı ve ümmet şuurunu diri tutmalıdırlar.
Ocak 2006 sayısında “Islâm Kardeşliği” konusunu bir dosya halinde gündeme
taşıyan Umratı Dergisi, şimdi de “Tevhid Toplumu”nu kapağına taşıyor.
Yazarımız Yıldırım Canoğlu, akrep kıskacı ve örümcek ağı metaforundan
yola çıkarak, şeytani güçlerin ümmete tam da böyle bir tuzak hazırladıklarını
ortaya koyuyor. Vedat Özcan ise, Hz.Ali’nin(r.a) bir sözünden yola çıkarak,
İslâm toplumunun,/arfelılıklan önceleyen bir şirk toplumu değil, birliği önceleyip/
arfelılıklan rahmet gören bir Tevhid Toplumu olduğu gerçeğini inceliyor.
S.Sayyid’in yazısı bugünkü Batı’nm, Mehmet Özay’m yazısı ise -İspanya
bağlamında- dünkü Batı’nm İslâm düşmanı tutumunu sorguluyor. Ek’te sunduğumuz
Siyonist Plan’da, Islâm âleminin bölünme potansiyelinin öncelenmesi
de gerçekten dikkat çekici.
Öyleyse, bu süreçte kavli ve fiilî duâmız şu olmalı: “Rabbimiz! Bizi ve bizden
önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman
edenlere karşı hiçbir kin/ukde bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli,
çok merhametlisin!” (59/10)
Bu sayımızda ayrıca, 3.yılını dolduran Irak işgalini masaya yatırdık. Gazeteci
Mustafa Özcan, A. Emin Dağ ve Dilaver Demirağ’m konuyla ilgili yazılarını
Tevfik Emin’in Bauman’dan yaptığı “Bu Savaş Kazanılmaz” başlıklı çeviri
tamamlıyor. Bauman’ın “küreselleşmenin sonunu” işaret etmesi de ilginç!
Nisan ayındaki kutlu doğum haftasını vesile ederek, iğrenç karikatürlerle
karalanmak istenen Peygamberimizi an(la)maya yönelik bir dosya da sunduk:
Hz.Peygamberin Hayatı ve İslâm Daveti kitabının yazarı Celaleddin Vatandaşla
yaptığımız söyleşiye ilaveten Kerim Buladı ve Necip Yolcu’nun da peygamber
ahlâkını işleyen yazıları yer alıyor bu dosyada.
Yeni Ümranlarda buluşmak duâsıyla...

 

EDİTÖR                                                         Nisan 2006, Sayı:140, Sayfa:1       

Tevhid dini olan İslâm’a teslim olan Müslümanlar, yüzyıllar boyu kendi aralarındaki/farklılıkları zenginlik olarak görmeyi ve ortak idealler etrafında vahdet içinde olmayı başarmışlardır; tarihte yaşanan kimi iktidar kavgalarına ve modern dönemlerdeki ulusçu akımlara rağmen, ‘İslâm kardeşliği’ inancını ve ümmet bilincini her türlü çıkar ilişkilerinin üstünde tutabilmişlerdir. Batı tarihinin kanlı mezhep, ulus ve sınıf savaşları ile mukayese edildiğinde kıymeti daha iyi kavranacak olan aktif ümmet şuuru ve potansiyel İslâm Birliği, yakın tarihte şeytani odakların hep hedef tahtasında olmuştur; şimdi ise Müslümanların birliği ve varlığı kelimenin tam anlamıyla “akrep kıskacı”ndadır. 1991’de NATO’nun konsept değişikliğine gitmesiyle başlayan İslam-karşıtı süreç, 2001’de gerçekleştirilen 11 Eylül mürettep saldırısı ile doruk noktasına çıkmış, bu süreç İslâm dünyasına daha çok zulüm, daha fazla kan ve gözyaşı olarak yansımıştır; Bosna’dan Çeçenistan’a, Keşmir’e ve Filistin’e uzanan coğrafyada katliamlar olurken Afganistan ve Irak işgal edilmiştir ve hâlâ Müslüman kanı akmaya devam etmektedir. Bugün yeni bir tezgâh ve oyunla karşı karşıya Müslümanlar... ABD politikasına yön veren Siyonist liderlerden Henry Kissinger’in, 11Eylül sonrası İslâm dünyasına yönelik saldırı politikasında çok önemli bir değişikliğe işaret eden şu cümlesi, karşı karşıya olduğumuz tehlikeyi apaçık ortaya koymaktadır: “Şimdiye kadar savaş Müslümanlarla diğerleri arasında idi; bundan sonra ise savaş, Müslümanlarla Müslümanların savaşı olacaktır. ” Bu yeni şeytani strateji Müslümanlar tarafından çok iyi okunmalı ve ümmet bilincimizi zedeleyici, kardeşliğimizi parçalayıcı plân ve oyunlara karşı çok uyanık olunmalıdır. Allah’ın nimeti sayesinde “kardeş” olan müminler(3/103); hiçbir zaman kavmî ve mezhebi kışkırtmalara, terörize etme çabalarına, ılımlı İslam ve diyalog tuzaklarına kapılmamalı, Sırât-ı Müstakim’den şaşmamalı ve ümmet şuurunu diri tutmalıdırlar. Ocak 2006 sayısında “Islâm Kardeşliği” konusunu bir dosya halinde gündeme taşıyan Umran Dergisi, şimdi de “Tevhid Toplumu”nu kapağına taşıyor. Yazarımız Yıldırım Canoğlu, akrep kıskacı ve örümcek ağı metaforundan yola çıkarak, şeytani güçlerin ümmete tam da böyle bir tuzak hazırladıklarını ortaya koyuyor. Vedat Özcan ise, Hz.Ali’nin(r.a) bir sözünden yola çıkarak, İslâm toplumunun, farklılıkları önceleyen bir şirk toplumu değil, birliği önceleyip farklılıkları rahmet gören bir Tevhid Toplumu olduğu gerçeğini inceliyor. S.Sayyid’in yazısı bugünkü Batı’nın, Mehmet Özay’ın yazısı ise -İspanya bağlamında- dünkü Batı’nın İslâm düşmanı tutumunu sorguluyor. Ek’te sunduğumuz Siyonist Plan’da, Islâm âleminin bölünme potansiyelinin öncelenmeside gerçekten dikkat çekici. Öyleyse, bu süreçte kavli ve fiilî duâmız şu olmalı: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, imanedenlere karşı hiçbir kin/ukde bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!” (59/10)Bu sayımızda ayrıca, 3.yılını dolduran Irak işgalini masaya yatırdık. Gazeteci Mustafa Özcan, A. Emin Dağ ve Dilaver Demirağ’ın konuyla ilgili yazılarını Tevfik Emin’in Bauman’dan yaptığı “Bu Savaş Kazanılmaz” başlıklı çeviri tamamlıyor. Bauman’ın “küreselleşmenin sonunu” işaret etmesi de ilginç! Nisan ayındaki kutlu doğum haftasını vesile ederek, iğrenç karikatürlerle karalanmak istenen Peygamberimizi an(la)maya yönelik bir dosya da sunduk: Hz.Peygamberin Hayatı ve İslâm Daveti kitabının yazarı Celaleddin Vatandaşla yaptığımız söyleşiye ilaveten Kerim Buladı ve Necip Yolcu’nun da peygamber ahlâkını işleyen yazıları yer alıyor bu dosyada. Yeni Umranlarda buluşmak duâsıyla...

 


  • Sayı: 302
  • Sayı: 301
  • Sayı: 300
  • Sayı: 299
  • Sayı: 298
  • Sayı: 297
  • Sayı: 296
  • Sayı: 295
  • Sayı: 294
  • Sayı: 293
  • Sayı: 292
  • Sayı: 291