MISIR: SİSTEMİN TURNUSOL KÂĞIDI

 

Temmuz 2013’te Mısır ordusu, Mursi karşıtı gösterilerden sonra Mursi’yi görevden aldı. Bunun
üzerine Müslüman Kardeşler, darbeye karşı geldi ve Mursi’nin yeniden görevine iade edilmesi için
kalabalık gösteriler düzenlediler. Mursi taraftarları başta Kahire’deki Nahda Meydanı ve Rabiatü’l-Adeviyye
Camiinin civarını doldurdu. Güvenlik güçleri yüzlerce göstericiyi 14 Eylül 2013’te katletti ve başta İhvan
liderleri olmak üzere binlerce kişi tutuklandı.
Gezi Parkı olaylarında beş ölüm gerçekleştiğinde ayağa kalkan dünya ve özellikle de Batı medyası
ve yönetimleri, Mısır’da beş bin insanın ölümünü görmezlikten geliyor, üstünü örtmeye çalışıyor. Yine
Mısır’daki darbeye destek veren Suudi Arabistan, Mursi’nin devrilmeden önce ipleri tamamen kopardığı
Suriye’deki Esed yönetimine nefes aldırdı ve Suriye konusunda ne kadar ciddiyetsiz olduğunu gösterdi.
Bölgesel ve uluslararası güçlerin ikiyüzlülüğünden cesaret bulan Esed kendi halkını her türlü silahlarla
katletmeyi sürdürüyor. O yüzden Mısır’daki gelişmeleri bölgesel ve uluslararası gelişmelerden uzakta
okumak mümkün değil.
Nasıl ki, Peygamberliğin ilk yıllarında İslâm düşmanı Mekke müşrikleri, İran’ın Bizans karşısındaki
zaferinden kendilerine bir haklılık ve üstünlük payesi çıkarmaya çalışmışlarsa, bugünün İslâm karşıtı
küresel ve yerel güç odakları da Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in bir askeri darbe ile iktidardan uzaklaştırılmasından
kendileri için psikolojik avantajlar hatta meşruiyet gerekçeleri devşirmeye çalışıyorlar.
Müslüman Kardeşler sözcüsü Mena el-Kazaz’ın sözleri Mısır’da yaşananları başka söze gerek bırakmayacak
şekilde açık ve net olarak ifade etmektedir: “Bu bir hükümet değildir, bu bir rejim değildir. Bu sadece
bir mafyadır. Demokratik sürecin her aşamasında çuvalladılar. Onlar tankların ardına gizlenerek gelen
liderlerdir. Mısır’ın güçlenmesine kastı olan gayrimeşru bir mafyadır. İnsanlığa karşı işledikleri suçlarının
bedelini ödemek zorunda kalacaklardır. Onlar kanunsuz işler yapan insanlardır. Biz demokratik sürecin
her aşamasını kazandık fakat onlar kaybetti. Onlar için tek yol, tankların ve silahların gücüyle gelmiş
oldukları politika sahnesini terk etmektir.”
Mısır ordusu darbeyi gerçekleştirirken uluslararası meşruiyeti elde edeceği için ülke içerisinde Müslüman
Kardeşler’den gelebilecek düşük yoğunluklu direnişi de izole edebileceğini düşünüyordu. ABD ve AB
darbenin ilk aşamasında “darbeye darbe demeyerek” darbe hükümetine ihtiyacı olan manevra kabiliyetini
yarattı ancak bu noktada daha önce tahmin edilmeyen ya da etkisinin düşük olacağı öngörülen Türkiye
faktörü devreye girdi. Filistin-İsrail Barış görüşmelerinin başladığı bir dönemde Camp-David düzeninin
devamından yana tavır koyan Ordu güçleri İsrail tarafından desteklenirken, ABD Mısır açısından vazgeçilmez
rolünün de etkisiyle iç siyasetteki bütün aktörlerle görüşerek dış politika açısından kendi çizgisine
yakın çıktılar üretilmesinin zeminini oluşturmaya çalışıyor. Ancak Mısır’daki durum her geçen gün zorlaşıyor.
Uluslararası cılız kınamalara rağmen Mısır’ın kan dökücü darbecileri, “teröristler” olarak adlandırdıkları
şeyi kökünden halletme kararında olduklarını hiç sıkılmadan, alçakça ilan ettiler.
Mısır’daki çözümsüzlüğü tetikleyen en önemli unsurlardan biri de darbeye destek veren ABD, İsrail,
Batı, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin bu desteklerini hafifletmeyi düşünmemeleri. Darbede etkin
rol oynayan ve kanlı olaylardan sonra istifa eden Muhammed Baradey’i bile ihanet suçlamasıyla yargılama
kararı alan darbeciler İhvan’a göz açtırmamakta kararlılar. Mısır’da ordunun darbe yapıp meydanlardaki
göstericilere ateş açması yahut Müslüman Kardeşler hareketinin yönetici kadrolarını tutuklayıp cezalandırması
gibi gelişmelere bakarak, Mısır’ın geleceğine ilişkin “eski düzene geri dönülüyor” tarzı bir yoruma
gitmek asla isabetli değildir. Bu, artık Ortadoğu’da olabilecek bir şey değildir. Bölgede eski düzene geri
dönülmeyecektir. Zira o düzen, zaten eskidiği, ‘işlevini tamamladığı’ için terk edilmiştir. Bundan böyle,
‘yeni düzen’ kurulmaya çalışılacaktır, süreç bu yönde devam edecektir...
Daha da önemli esas nokta şu: “İslâmcılık başarısız oldu, İhvan-ı Müslimin hareketinin önderleri
Hasan el-Benna ve Seyyid Kutup’ların devri tamamlandı!” diyenlerin unuttuğu bir husus var. Onların
çabası kendi dönemlerinde siyasi bir başarı sağlamadı belki ancak Müslüman dünyada ilk defa düşünce,
içtihat ve şuurun sokağa yansımasını/taşmasını sağladı onların fikirleri, ilkeleri ve çalışmaları. Sünni halk
bugüne kadarki itikadında siyaseti kutsayarak hep yöneticilere bırakır, kendileri ferdi dindarlıklarına
bakarlardı. Oysa şimdi sokaktaki kalabalıklar bizzat siyasete müdahil olma arzusundalar.
Yeni sayımızda buluşmak temennisiyle.
Umran

                             MISIR: SİSTEMİN TURNUSOL KÂĞIDI                              Katliam, Batı Dünyası ve Körfez Ülkeler

       Editör                                                             Eylül 201 Sayı: 229, Sayfa: 1

       3 Temmuz 2013’te Mısır ordusu, Mursi karşıtı gösterilerden sonra Mursi’yi görevden aldı. Bunun üzerine Müslüman Kardeşler, darbeye karşı geldi ve Mursi’nin yeniden görevine iade edilmesi içinkalabalık gösteriler düzenlediler. Mursi taraftarları başta Kahire’deki Nahda Meydanı ve Rabiatü’l-Adeviyye Camii'nin civarını doldurdu. Güvenlik güçleri yüzlerce göstericiyi 14 Eylül 2013’te katletti ve başta İhvan liderleri olmak üzere binlerce kişi tutuklandı.                                                                             Gezi Parkı olaylarında beş ölüm gerçekleştiğinde ayağa kalkan dünya ve özellikle de Batı medyası ve yönetimleri, Mısır’da beş bin insanın ölümünü görmezlikten geliyor, üstünü örtmeye çalışıyor. Yine Mısır’daki darbeye destek veren Suudi Arabistan, Mursi’nin devrilmeden önce ipleri tamamen kopardığı Suriye’deki Esed yönetimine nefes aldırdı ve Suriye konusunda ne kadar ciddiyetsiz olduğunu gösterdi. Bölgesel ve uluslararası güçlerin ikiyüzlülüğünden cesaret bulan Esed kendi halkını her türlü silahlarla katletmeyi sürdürüyor. O yüzden Mısır’daki gelişmeleri bölgesel ve uluslararası gelişmelerden uzakta okumak mümkün değil.                                             Nasıl ki, Peygamberliğin ilk yıllarında İslâm düşmanı Mekke müşrikleri, İran’ın Bizans karşısındaki zaferinden kendilerine bir haklılık ve üstünlük payesi çıkarmaya çalışmışlarsa, bugünün İslâm karşıtı küresel ve yerel güç odakları da Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in bir askeri darbe ile iktidardan uzaklaştırılmasından kendileri için psikolojik avantajlar hatta meşruiyet gerekçeleri devşirmeye çalışıyorlar.Müslüman Kardeşler sözcüsü Mena el-Kazaz’ın sözleri Mısır’da yaşananları başka söze gerek bırakmayacak şekilde açık ve net olarak ifade etmektedir: “Bu bir hükümet değildir, bu bir rejim değildir. Bu sadecebir mafyadır. Demokratik sürecin her aşamasında çuvalladılar. Onlar tankların ardına gizlenerek gelen liderlerdir. Mısır’ın güçlenmesine kastı olan gayrimeşru bir mafyadır. İnsanlığa karşı işledikleri suçlarının bedelini ödemek zorunda kalacaklardır. Onlar kanunsuz işler yapan insanlardır. Biz demokratik sürecin her aşamasını kazandık fakat onlar kaybetti. Onlar için tek yol, tankların ve silahların gücüyle gelmiş oldukları politika sahnesini terk etmektir.”                Mısır ordusu darbeyi gerçekleştirirken uluslararası meşruiyeti elde edeceği için ülke içerisinde Müslüman Kardeşler’den gelebilecek düşük yoğunluklu direnişi de izole edebileceğini düşünüyordu. ABD ve AB darbenin ilk aşamasında “darbeye darbe demeyerek” darbe hükümetine ihtiyacı olan manevra kabiliyetini yarattı ancak bu noktada daha önce tahmin edilmeyen ya da etkisinin düşük olacağı öngörülen Türkiye faktörü devreye girdi. Filistin-İsrail Barış görüşmelerinin başladığı bir dönemde Camp-David düzeninin devamından yana tavır koyan Ordu güçleri İsrail tarafından desteklenirken, ABD Mısır açısından vazgeçilmez rolünün de etkisiyle iç siyasetteki bütün aktörlerle görüşerek dış politika açısından kendi çizgisine yakın çıktılar üretilmesinin zeminini oluşturmaya çalışıyor. Ancak Mısır’daki durum her geçen gün zorlaşıyor. Uluslararası cılız kınamalara rağmen Mısır’ın kan dökücü darbecileri, “teröristler” olarak adlandırdıkları şeyi kökünden halletme kararında olduklarını hiç sıkılmadan, alçakça ilan ettiler.                                                                                   Mısır’daki çözümsüzlüğü tetikleyen en önemli unsurlardan biri de darbeye destek veren ABD, İsrail,Batı, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin bu desteklerini hafifletmeyi düşünmemeleri. Darbede etkinrol oynayan ve kanlı olaylardan sonra istifa eden Muhammed Baradey’i bile ihanet suçlamasıyla yargılama kararı alan darbeciler İhvan’a göz açtırmamakta kararlılar. Mısır’da ordunun darbe yapıp meydanlardaki göstericilere ateş açması yahut Müslüman Kardeşler hareketinin yönetici kadrolarını tutuklayıp cezalandırması gibi gelişmelere bakarak, Mısır’ın geleceğine ilişkin “eski düzene geri dönülüyor” tarzı bir yoruma gitmek asla isabetli değildir. Bu, artık Ortadoğu’da olabilecek bir şey değildir. Bölgede eski düzene geri dönülmeyecektir. Zira o düzen, zaten eskidiği, ‘işlevini tamamladığı’ için terk edilmiştir. Bundan böyle,‘yeni düzen’ kurulmaya çalışılacaktır, süreç bu yönde devam edecektir...                                                                                                               Daha da önemli esas nokta şu: “İslâmcılık başarısız oldu, İhvan-ı Müslimin hareketinin önderleri Hasan el-Benna ve Seyyid Kutup’ların devri tamamlandı!” diyenlerin unuttuğu bir husus var. Onların çabası kendi dönemlerinde siyasi bir başarı sağlamadı belki ancak Müslüman dünyada ilk defa düşünce, içtihat ve şuurun sokağa yansımasını/taşmasını sağladı onların fikirleri, ilkeleri ve çalışmaları. Sünni halk bugüne kadarki itikadında siyaseti kutsayarak hep yöneticilere bırakır, kendileri ferdi dindarlıklarına bakarlardı. Oysa şimdi sokaktaki kalabalıklar bizzat siyasete müdahil olma arzusundalar.

      Yeni sayımızda buluşmak temennisiyle.

                                                                                                             Umran

 


  • Sayı: 304
  • Sayı: 303
  • Sayı: 302
  • Sayı: 301
  • Sayı: 300
  • Sayı: 299
  • Sayı: 298
  • Sayı: 297
  • Sayı: 296
  • Sayı: 295
  • Sayı: 294
  • Sayı: 293